Projemiz şiddetle başa çıkmada çatışmanın şiddete dönüşmesi noktasında kadının bilinçlendirilmesini sağlamak, kadının kaybettiği öz güvenini, hayatının kontrolü duygusunu ve kendini güvende hissetme durumunu ve kendi kimliği ile toplumsal rollerine bakışını yeniden kazandırmayı özel amaç olarak belirlemiş ve yöntem olarak da yaratıcı drama eğitimini seçmiştir.

Projemizin bir yöntem olarak seçtiği yaratıcı drama teknikleri, bu noktada diğerlerinden ayrılmaktadır. Yapılan araştırmalar, seçilen tekniğin yetişkin davranışlarını değiştirmede diğer eğitim modellerinden daha etkili olduğu sonucunu ortaya koymaktadır.

Şiddetin önlenmesinde toplumun tüm kesimlerinden bu konuyla ilgili kişi- kurum ve kuruluşların eşgüdüm içinde çalışmaları gereklidir. Projenin ön teklifte de ifade edilen genel amacı: Kamu kurumları ile STK’lar arasındaki işbirliğini sağlayarak kadına yönelik şiddet konusunda mağdurlara destek olmaktır.

Bu kapsamda 7 ilde yürütülecek olan proje her ildeki Soroptimist kulübü, proje ortakları olan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Barosu, Mersin Toroslar Belediyesi, proje iştirakçileri, Adana Yüreğir Belediyesi, Ankara Çankaya Belediyesi, İstanbul Tuzla Belediyesi, İzmir Konak Belediyesi ve İstanbul Kâğıthane Halk Eğitim Müdürlüğü ve projeyi destekleyen Mersin ve Denizli Baroları ’nın birlikte çalışmasıyla STK’lar ve Kamu Kurumlarının hem birbirleriyle hem de kendi aralarında işbirliğini arttıracaktır. Bu iş birliği bir ağın kurulmasını sağladığı gibi tüm paydaşların kapasitelerinin de gelişmesini sağlayacaktır.

Projemizin eğitim yöntemi olan yaratıcı drama atölye çalışmaları bu algının değişmesini, kadının kendi içsel gücünü fark etmesi ve geliştirmesini sağlamak amaçlanmıştır. Ayrıca bu çalışmalarla çatışma yönetimi tekniklerini öğrenen kadın evlilik/aile çatışmalarını yöneterek şiddetin ortaya çıkmasını da önleyebilecektir. 210 kadınX4(aile fertleri)=840 bireyi doğrudan etkileyecektir. Yakın- uzak çevresini ve çarpan etkiyle bulunduğu bölgeyi etkileyecek ve değişen algısıyla da etkilemeye devam edecektir.

Diğer taraftan Yaratıcı Drama oyun oynama, tiyatro veya dramatizasyon değildir. Yaparak ve yaşayarak öğrenme olarak da tanımlanan yaratıcı dramanın genel amaçlarına baktığımızda, projemizin hedefine ve hedef gruplarına son derece uygun olduğu görülmektedir. Çünkü yaratıcı drama eleştirel düşünme yeteneği, sosyal gelişim, birlikte yaşama ve problem çözme becerisi iletişim becerileri, moral değerleri geliştirme alanlarında kullanılmaktadır. Ayrıca bireylerin kendini tanıması, kendi iç dinamiklerini fark etmesi, olayları değerlendirme yeteneğini kazanmasını da desteklemektedir. İnsanların diğer insanlar, durumlar ve doğal olaylar hakkındaki gözlemlerini geliştirmek, özellikle de empati becerisi geliştirmek yöntemin en güçlü olduğu alanlardır. İnsanın insanla etkileşimde bulunduğu her alan, yaratıcı dramanın kullanımına uygundur. Yaratıcı drama; en genel tanımıyla eğitimde yaratıcı drama; her hangi bir konuda, doğaçlama, rol oynama gibi tekniklerden yararlanarak, bir grupla ve grup üyelerinin birikimlerinden, yaşantılarından  yola çıkarak  canlandırmalar yapmaktır. Herhangi bir olay, olgu, soyut-somut bir durum, bir gazete haberi, bir karikatür, yazının (edebiyatın)  tüm türleri, yarım bırakılmış herhangi edebi bir metin, bir yaşantı, anı, fotoğraf, bir ders konusu,  yaratıcı drama da işlenecek konuyu rahatlıkla oluşturabilir. Dolayısı ile evlilik içi çatışmalar, evlilikte iletişim – empati, problem çözme gibi evliliğin ve ailenin sağlığını etkileyecek konular yaratıcı drama teknikleri ile işlenebilecek özellikler taşımaktadır. Yaratıcı drama teknikleri ile şiddet mağduru kadın sosyal destek mekanizmalarının da katkısıyla yeniden benliğine kavuşturulacaktır. Kadının kendini tanıması ve kendine güvenmesi sağlanacaktır. Toplumda kadına yönelik şiddet, kadının bilinçlenmesi ile azalacaktır. Şiddete uğrayan bir kadının, hayata yenilenmiş bir yaşam algısı ve iyileşmiş bir değerlilik ve güven duygusu ile devam etmesi önemli bir kazanımdır. Ayrıca kadının daha girişimci ve üretken olmasının yanı sıra çocukların da daha özgüvenli, sağlıklı, başarılı yetişmesi ve çocuk suçluluğunun azalması da projenin beklenen sonuçları arasındadır.

Bu sorunla mücadelede kadının eğitilmesi ile toplumsal farkındalık ve duyarlılığın artırılması da büyük önem taşımaktadır. Bu önemli sorun geniş katılımlı bir faaliyet ve işbirliği ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle proje 7 farklı ilde ve geniş iştirakçi katılımı uygulanmaktadır.

Tüm paydaşların etkin rol aldığı projemizde yaratıcı drama eğitimlerinin yanı sıra, bilinçlendirme ve görünürlük faaliyetleri yoluyla kadına şiddetin haklı bir gerekçesi olamayacağını ve bununla nasıl başa çıkılacağı nerelerden yardım alınacağı konusunda bilinçlendirme oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bilinçlenmenin yalnızca şiddete yönelik değil hayata yönelik olması da önemsenmiş, bu bakış ile nihai faydalanıcı olan kadınlar için proje kapsamında sinema-müze ve/veya şehir gezileri planlanmıştır. Ayrıca kentte genel bir bilinçlenme sağlamak için her ilde bir konferans düzenlenecektir. Konferans konusu şiddet ve kadının kişisel gelişimini destekleyici nitelikteki konulardan bölgenin ihtiyacına göre seçilmektedir. Bu faaliyetler kapsamında 210 kadınX4(aile fertleri) = 840 ve her ilde ulaşılacak kadın sayısı ilin büyüklüğüne göre 50-100 olarak beklenmektedir./ il toplamında kadın sayısı 350-700 kişidir. Aile bireylerini etkilemesiyle sayı 1400-28000 aralığına ulaşacaktır. Çarpan etkisi ile bu sayı 7 ilde toplumu etkileyecektir.

Proje sahibi olan Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Türkiye’nin 19 il/ilçesinde 40 Kulüp’ten oluşan bir örgütlenmedir. Bu kapsamda hem projeyi ve tüm paydaşlarını anlatan, hem de kadına yönelik şiddetle ilgili bilgilendirmenin yapıldığı afiş-broşür-kitapçıklar tüm Türkiye’de dağıtılmaktadır. Proje filmi, web sayfası ve sosyal medya aracılığı ile ulaşılan kitle ve oluşturulacak olan platform genişlemektedir.

STK’ lar ve Kamu Kurumlarının hem birbirleriyle hem de kendi aralarında işbirliğini artmakta, bu iş birliği bir ağın kurulmasını sağladığı gibi tüm paydaşların kapasitelerinin de gelişmesini sağlamaktadır.

Sorunu tam kapsamlı olarak tanımladığımızda böyle bir çalışmanın STK’ lar, resmi kurum ve kuruluşlarla yoğun bir işbirliği gerektirdiği kesindir. Konu hakkında toplumsal duyarlılığı ve farkındalığı arttırmak, toplumda çok geniş tabanda bir bilinçlenme yaratılması çok paydaşlı bir çalışmayla mümkündür.

Projenin sürdürülebilirliği destekleyen kurumlar, Türkiye’nin 19 il/ilçesinde bulunan 40 Soroptimist Kulübü ve yeni katılımcılar tarafından sağlanacaktır.

Bu rehber kitap Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Yerel ve Ulusal STK’ ların Kapasitesinin Güçlendirilmesi Hibe Programı kapsamında bir bilgilendirme kitabı, olarak “Değişim Atölyesi” AB hibe projesinin çalışmasıdır.